matematikcisemanur.yetkin-forum.com
ARAMIZA HOŞGELDİNİZ!
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim

RSS akısı


Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 


Anket
Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 242 kişi Salı Ağus. 01, 2017 4:02 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 898 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: anonim

Kullanıcılarımız toplam 570 mesaj attılar bunda 488 konu

İsimler Sözlüğü

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İsimler Sözlüğü

Mesaj tarafından Admin Bir Salı Nis. 13, 2010 6:23 pm

A

ABAY : Hünerli.

AÇANGÜL: Açılan gül çiçeği

ACAR : Becerikli,atılgan

AÇELYA: Fundagillerden çok renkli çiçekler açan bitki

AÇILAY: Ay'ın şekilleri, yansıması

ACUN : Dünya,varlık

ADAL: Ün kazan

AFET: Ortalığı birbirine katacak kadar güzel kadın

AFİFE : Namuslu, namusuna çok düşkün olan

AFİTAP : 1.Güneş. 2. Çok güzel, parlak yüzlü kadın

AĞÇA: Temiz, saf

AHENK: Uyum

AHSEN: Çok güzel, olağanüstü güzel

AHU: Ceylan, karaca 2.Çok güzel,ince,zarif kadın.

AHUCAN: Çok güzel dost.

AHUEDA:Nazlı güzel.

AHUELA:Çok güzel gözlü.

AHUGÜL: Çok güzel.

AHUGÜZAR:Becerikli güzel.

AHUNAZ: Nazlı güzel,nazenin.

AHUNİSA:Çok güzel kadın.

AHUNUR:Göz kamaştıran güzelliğe sahip olan.

AHUSE: Coşkulu güzellik

AHUŞEN:Güzel ve neşeli.

AJDA:Filiz,sürgün. Çok genç.

AJLAN: Hızlı, çabuk, telaşlı

AKASYA: Güzel kokulu bir süs bitkisi

AKAY : Beyaz ay, dolunay

AKEL : Dürüst, güvenilir

AKEL: Eli uğurlu anlamında

AKGÜN : Mutlu,sevinçli gün

AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün, ışıklı gün

AKIN : 1.Arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olmak. 2.Baskın.

AKSEV:Aydınlığı sev,ışık saç

AKŞIN: Beyaz tenli kadın

AKSU: Anadolu'da değişik boylarda bir çok akarsuyun adı

AKTAÇ : Beyaz taç,gelin tacı

AKTAN : Aydınlık gece

AKTAN: Ak renkli tan; Kutlu tan, uğurlu tan

ALA: Ela karışık renkli, alaca; Benekli; Tam olgunlaşmamış, yarı olmuş

ALAGÜL:Çok renkli gül.

ALÇİÇEK:Kırmızı çiçek.

ALÇİN: Kızıl renkli küçük bir kuş

ALEDA: Nazlı, kaprisli

ALEV: Yanan cisimlerin görüntüsünü tarif etmek için kullanılan bir kelime

ALEYNA: Bizim üzerimize olsun

ALGIN: Birine gönül vermiş, vurgun, tutkun

ALGÜL:Kırmızı gül. Gül kırmızısı

ALİ : Yüce,ulu

ALİCAN : Candan,cana yakın

ALIM: Gözü gönlü çeken nitelik, çekicilik, gönül çelen güzellik, albeni

ALİŞAN : Şanı şerefi en yüksek olan

ALKAN : Kızıl kan

ALKIM: Gökkuşağı

ALKIN : Sevdalı,aşık

ALKIZ:Kırmızı yanaklı,sağlıklı kız.

ALP : Kahraman,cesur,savaşçı

ALPAR :Yiğit,cesur

ALPASLAN : Aslan gibi cesur,savaşçı beyi

ALPER : Yiğit insan, yiğit erkek.

ALPEREN : Yiğit ve ermiş kişi.

ALPHAN : Yiğit,hükümdar

ALPİKE: Kahraman kraliçe

ALPTEKİN : Tek yiğit,prens

ALPTUĞ : Yiğitlik simgesi.

ALTAN : Sabah güneş doğarkenki zaman

ALTAY : Orta Asya'da Tanrı dağı,bir Türk boyu

ALTIN: Yüksek değerli bir maden

ALTUĞ : Kızıl tuğ, al renkli.

ALYA: Yüksek yer, yükseklik, gök

AMİNE:Yüreğinde korku olmayan.

ANDAÇ : Armağan,hediye

ANIL : Amaç, erek, hatırlanmak.

ANKA: Kaf Dağı'nda bulunduğu söylenen masal kuşu

ARAL : Takımada,sıradağlar.

ARCAN : Saf,temiz

ARDA : 1.İşaret olarak yere dikilen çubuk. 2.Ardıl.

AREL : Temiz,dürüst

ARGÜN : Temiz,aydınlık gün

ARGUN : Zayıf,güçsüz,dermansız

ARİF : Anlayışlı,tanınmış,meşhur,bilgi sahibi

ARIKAN : Temiz soy

ARIN : Temiz,saf - Alın

ARIN: Arı, katışıksız, temiz, kirden uzak

ARKAN : Temiz kandan gelen - Üstün,galip

ARKIN: Yavaş, ağır, sakin

ARKUT : Temiz ve kutlu.

ARMAĞAN: Hediye, ödül

ARMAN : Hasret,özlem - Sıkıntı

ARMİNA: Emine, korkusuz, yürekli

ARNİSA: Çok namuslu kadın

ARSEN: Kurtuluş, özgürlük

ARSLAN : Yırtıcı,güçlü,yiğit

ARSU: Su kadar berrak

ARSUN: Yüreğindeki temizliği yansıtan

ARTUN : Kendine güvenen, onurlu.

ARYA: Operada sanatçının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı

ARZU: Herhangi bir şey için duyulan aşırı istek

ARZUCAN:Candan isteyen.

ARZUGÜL:İstenilen,beğenilen gül.

ARZUM:İsteğim,dileğim,hevesim.

ARZUNAZ:Naz yapan,nazenin.

ASALBİKE: Gerçek hanım, gerçek güzel

ASEL: Bal, Cennetteki dört sudan biri

ASENA: Dişi kurt, güzel kız

AŞINA:Bildik,tanıdık.

AŞKIM:Sevdiğim,sevgilim.

AŞKIN: Aşmış, ileri

ASLI:Temelli,köklü. Bir şeyin benzeri.

ASLICAN:Özü can gibi sevgili

ASLIHAN:Han soyundan gelen.

ASLIM: Özü geçmişe ait

ASLINAZ:Nazlı olması geçmişinden gelen.

ASLINUR:Nur saçan bir geçmişi olan.

ASLISU:Geçmişi su gibi berrak ve temiz olan.

ASU: Azgın, huysuz,isyan eden. Afacan.

ASUDE: Rahat, huzur içinde olan

ASUELA: Ela gözlü yaramaz

ASUMAN: Gökyüzü

ASYA: Dünyanın en büyük kıtası

ATABERK : Şehzade eğitmeni - Devlet yetkilisi

ATACAN : Hoşgörülü,babacan

ATAK : Canlı,girişken-Cömert-Nişancı

ATAKAN : Düşünmeden cesurca işe girişen

ATALAY : Ünlü,şöhretli

ATAMAN : Ata kişi,önder

ATASOY : Ataların soyundan gelen

ATAY : Bilinen,tanınmış

ATİLLA : Savaşçı,fatih - Büyük,ünlü

AYBAR : Gösterişli,heybetli

AYBEN: Ben ayım anlamında

AYBENİZ:Ay gibi parlak tenli,ay benizli.

AYBERK : Ay gibi güzel ve sağlam.

AYBİKE: Ay gibi güzel kız

AYBİRGEN: Ay veren

AYÇA: Yay biçimindeki ay,Hilal.

AYÇAĞ:Ay gibi parlak çağ.

AYÇAN:Ay gibi aydınlık kişi.

AYCAN:Ay gibi sevilen,aydınlık can.

AYÇİÇEK: Gün çiçek

AYDA: Dere kıyılarında yetişen bir bitki

AYDAN: Güzelliğini aydan almış,ay gibi parlak ve güzel

AYDENİZ: Hem ay, hem de deniz

AYDIN : Işıklı-Aylı gece-Açık,belli-Uğurlu

AYDONAT: Işık donat, parlaklık donat anlamında

AYEVİ: Ay çevresinde oluşan ışık çemberi

AYGEN: Gönül arkadaşı

AYGÖNÜL:Güzel gönüllü.

AYGÜN: Hem ay, hem gün

AYHAN : Ay hakimi

AYKAL: Ay gibi parlak ve ışıklı kal

AYKAN : Soylu,asil

AYKIZ: Ay+Kız

AYKUT : Ay gibi uğurlu.

AYKUT: Kutlu ay, uğurlu ay

AYLA: Bazı yıldızların ve ayın etrafındaki ışık çemberi

AYLAN:Ay gibi güzel değerlere sahip olan.

AYLİN: AYLA ile aynı anlamdadır

AYNUR:Ay ışığı

AYPERİ:Ay ve peri gibi çok güzel.

AYSAR: Ayın evrelerine göre huyu değişen kimse

AYŞE: Rahat ve huzur içinde yaşayan

AYŞEGÜL:Güller içinde mutlu yaşayan.

AYSEL:Ay gibi olan güzelliğiyle nam salmış olan

AYSEMA:Ay gibi parıldayan yüz.

AYŞEN:Neşeli,gülen,aydınlık.

AYŞENUR: Ayşe+Nur

AYSEREN:Güzelliğini gözler önüne seren.

AYŞIL: Ay ışığı

AYŞİM,AYŞİN: Darlak ışık saçan.

AYSIN: Sen aysın, ay kadar güzelsin

AYSU: Ay gibi parıltılı ve su gibi berrak.

AYSUN:Ay gibi ışıltılı ve güzel.

AYTAÇ : Ay biçiminde taç

AYTEK : Ay gibi

AYTEKİN : Ay şehzadesi, prensi

AYTEN:Güzel bir tene sahip olan.

AYTU:Aya benzeyen tuğlu.

AYTUNÇ : Ay gibi güzel,tunç kadar sağlam

AZİZ : Sevgili - Az bulunur- Muhterem

AZİZE:Saygın,sevgili,kutsal.

AZMİ : Kararlılık - Güçlü,kuvvetli

AZRA: Üstünde hiç yürünmemiş kum; Yeni yetme kız

B

BADE: Aşk, kutsal sevgi

BAHA : Kıymet, değer, para.

BAHA: Değerli, kıymeti çok

BAHAR: Yazla kış arasında olan mevsim. Güzellik,gençlik çağı.

BAHARGÜL:Bahar gülü.

BAHİR : Deniz-Belli, açık-Işıklı,parlak

BALA: Yavru çocuk

BALCA: Bal gibi, bala benzer

BALER : Tatlı dilli, cana yakın

BALIN: Yar, sevgili

BALKI : Şimşek, ışık, parlayış.

BALKIN: Pırıldayan, parlak

BALKIZ: Bal kadar tatlı kız

BANU: Prenses; Hanımefendi. Yeni evli gelin.

BANUHAN:Hatun hükümdar.

BARAN : Direnci kıran güç, ulu, yüksek.

BARAY : Sonsuzluk.

BARBAROS : Kızıl sakal

BARIN : Güç ve kuvvet.

BARIŞ : Sulh.

BARKAN : Çölde oluşan küçük kum kitlesi

BARKIN : Gezmek, görmek, gezgin.

BARLAS : Kahraman

BARS : Kaplan benzeri yırtıcı hayvan

BARTU : En eski Türk hanlarından biri.

BAŞAK: Ekinlerin tanelerini taşıyan baş kısmı

BAŞER : Başta gelen

BATI : Güneşin battığı yön

BATIHAN : Batı'nın hükümdarı, hanı

BATIRAY : Ay gibi yiğit

BATUĞ : Üstün olan, yiğit. Az.

BATUHAN : Yiğit hükümdar.

BATUR : Yiğit, yürekli, bahadır.

BATURALP : Yiğitler yiğidi

BAYAR : Ulu, yüce

BAYBARS : Eski Türklerin beslediği kaplan

BAYBORA : Fırtına

BAYCAN : Zengin

BAYHAN : Zengin ve güçlü

****** : Yaban kısrağı - Sibirya'da bir göl

BAYSAL : Soylu, ünlü

BAYÜLKEN : Göğün 16.katında oturan barış tanrısı

BEDİR : Dolunay.

BEDİRHAN : İleri görüşlü lider

BEDİZ: Resim, tasvir, süs, bezek

BEGÜM: Hanım; Kadın hükümdar.

BEHİN: İyinin iyisi

BEHİYE:Güzel.

BELDE: Memleket, şehir, kasaba

BELEMİR: Peygamber çiçeği olarak biliniyor. Açtığı kokusunun dağılmasıyla anlaşılan gizli çiçek anlamında

BELEN: Bel, geçit; İki dağ arasından geçen yol

BELFÜ: Kar tanesi

BELGİ: İşaret

BELGİN: Kesin ve eksiksiz belirlenen

BELGÜN:Aydınlık gün.

BELİN:Korku ile şaşkın şakın bakmak.

BELİZ: İşaret, iz; alamet

BELKIS:Efsaneye göre Hz. Süleyman zamanındaki Saba melikesinin adı.

BELMA:Uysal,sakin.

BELUR:Billur,billurdan olan.

BENAN: Parmak uçları

BENAY: Ben ayım, ay gibiyim

BENEK: Namuslu kadın

BENGİ,BENGÜ: Ölümsüz, sonsuz

BENGİSU: Ölümsüzlük suyu

BENGÜL:Gül gibi.

BENİZ: Yüz

BENNUR:Işık saçan.

BERGÜZAR: Anılmak için verilen şey, andaç

BERİA: Olgunluk ve güzelliğiyle üstün olan sevgili

BERİL: Zümrüt

BERİN,BERRİN: En yüksek, en ulu anlamında

BERK : 1.Sert, sağlam, katı. 2.Yıldırım.

BERKAN : Parlama - Kıvırcık kuzu postu

BERKANT : Bozulmaz yemin

BERKAY : Ay gibi güçlü

BERKAY : Güçlü ve ay gibi.

BERKE : Kamçı

BERKE : Kamçı, kırbaç.

BERKE: Zerdali, kayısı. Kamçı, değnek

BERNA: Bağlı, bağlanmış; Genç, körpe, delikanlı

BERRAK: Duru

BERRAN: Keskin, kesici

BESİME:Sevimli,güler yüzlü.

BESİSU: Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici su

BESTE: Bir müzik parçasını oluşturan ezgilerin tümü

BESTEGÜL:Gül kadar güzel ve duygulu.

BESTENİGAR: Türk müziğinde bileşik bir makam

BETÜL,BETİL: Erkeklerden çekinen namuslu kadın, Hz. Meryem ve Hz. Fatma`nın diğer isimleri

BEYZA: Çok beyaz, lekesiz

BİGE:Evlenmemiş,çocuk doğurmamış olan. Sultan.

BİHTER: Daha iyi, en iyi

BİKE: Evlenmemiş, çocuğu olmamış kadın

BİLCAN:Bilgili dost.

BİLGE: Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişi

BİLGEHAN : Göktürk hakanı

BİLGET: Havadis, malumat

BİLGİN : Alim, bilgili kişi

BİLGÜN: Bil+Gün

BİLHAN: Çok bilgili

BİLLUR: Pek duru, pürüzsüz

BİLNAZ:Çok naz eden.

BİLNUR:Bilge kişi.

BİNAY:Öylesine güzel ki bin ay eder.

BİNGÜL: Gülü bol; Gül bahçesi

BİNNAZ: Çok nazlı,cilveli,kaprisli.

BİNNUR:Çok ışıklı, ışığı gür

BİRANT : Tek yemin. Özelliği olan yemin

BİRAY: Ay gibi tek, eşsiz

BİRBET: Yüzü benzersiz

BİRGEN: Yalnız, yalnızlığa alışkın

BİRGÜL: Tek ve güzel bir gül.

BİRİCİK: Bir tane, tek, emsalsiz

BİRSEN: Yalnız sen

BİRSU:"Bir içim su" denilebilecek kadar güzel olan.

BOĞAÇ : Bir Dedekorkut kahramanı

BORA : Şiddetli rüzgar

BORAN : Rüzgar şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.

BÜGE:Bent,su benti.

BUĞRA : Erkek deve

BUKET: Çiçek demeti

BÜKÜM: Bükme eylemi

BÜLENT : Yüce, yüksek

BURAK : Hz.Muhammed'in Miraç gecesi bindiği efsanevi at

BURÇ : Kale, hisar çıkıntısı - Güneş sistemi - sarp yamaç

BURÇAK: Bir bitki

BURÇİN: Dişi geyik

BURCU: Güzel koku, ıtır

BUSE: Öpücük

BÜŞRA: Müjde, sevinçli haber


C-Ç

CABBAR Kuvvet,kudret sahibi-Becerikli

CAFER:Küçük akarsu

ÇAĞ: Belirli bir özellik göz önünde bulundurularak ele alınan zaman dilimi

ÇAĞAN : Bayram, şenlik

ÇAĞATAY : Tay-Doğu Türklerine verilen ad

ÇAĞDA: Yeni bir çağa adım atılmış

ÇAĞDAŞ : Çağın koşullarına uygun.

ÇAĞIN : Yıldırım, şimşek

ÇAĞIN: Şimşek, yıldırım

ÇAĞKAN : Canlı, dinamik, çalışkan.

ÇAĞLA Badem, kayısı,erik gibi yemişlerin olgunlaşmamış hali

ÇAĞLAR : Şelale, çağlayan

ÇAĞMAN : Çağdaş insan

ÇAĞRI : Çakır gözlü

ÇAĞRI: Davet. Doğan kuşu. Mavi hareli göz.

CAHİDE:Çalışıp çabalayan.

CAHİT Çaba gösteren, çalışkan

ÇAKAR : Parlayan, ışık veren

ÇAKIL: Su yataklarında sürtünmeyle yuvarlaklaşmış küçük taşlar

ÇAKIN : Şimşek, parıltı

ÇAKIR : Mavi renkli, gri benekli gözü olan

CAN: İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağladığınave ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık.

CANALP : Özünde yiğitlik, güç olan

CANAN: Gönülden sevilmiş, yar.

CANAY:Ay gibi temiz.

CANBERK : Güçlü, sağlam

CANDAN: İçten, gönülden

CANDAŞ : Dost, yoldaş

CANDAŞ: Candan, değerli dost

CANDEMİR : Özü demir gibi sağlam

CANDOĞAN : Cana doğan

CANEDA: İçten, sevimli kişi

CANEL : Dostluk eli

CANEL:İçten,candan uzatılan dostluk eli.

CANER: Çok içten, sevilen.

CANFEZA: Müzikte bileşik bir makam

CANKIZ: Sevilen, sevimli, şirin kız

CANKUT: Neşe, mutluluk, talih, baht.

CANKUT: Sevimli, cana yakın

CANSEL:Hayat veren su.

CANSIN:İçten,gönüldensin.

CANSU: Can suyu. Hayat veren su.

CANTEKİN : Tek, eşsiz can

CAVİDAN:Sürekli,kalıcı olan,sonsuz.

CAVİT : Sonsuz, ebedi

CELAL : Büyüklük, yücelik - Öfke, kıgınlık

CELAYİR : Moğolların kollarından

ÇELİK : Su verilip sertleştirilmiş demir - Çok güçlü

ÇELİKER : Çelik gibi güçlü

CELİL : Büyük, yüce

CELİLE:Büyük,ulu.

CEM : Hükümdar - Toplanma,biraraya gelme

CEMAL : Güzel yüz - Yüz güzelliği

CEMİL : Güzel yakışıklı erkek - İyilikle anma

CEMİLE:Hatır hoşluğu için yapılan hareket.

CEMRE : Ateş,kor-Suda,havada,toprakta oluştuğuna inanılan sıcaklık

CEMRE: Ateş parçası, kor; Şubat ayında bir hafta arayla hava, su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi

CENAP : Şeref, onur

CENGİZ : Güçlü, gözüpek

CENGİZHAN : Moğol İmparatorluğunu kuran hükümdar

CENK : Savaş

CENNET:Çok güzel yer. İyilik yapanların,günahsızların öldükten sonra mutluluğa kavuşacaklarına inanılan yer.

CEREN: Çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan; ceylan

ÇETİN : Sert-Çözümü zor, sarp-İnatçı,azimli

CEVAHİR : Mücevher,değerli süs taşı

CEVHER:Bir şeyin özü. Güç,enerji.

ÇEVİK : Çabuk davranan, hareketli

ÇEVREN: Gökyüzünün yerle bitişik gibi görünen kenarları, ufuk

CEVZA: İkizler burcunun eski adı

CEYDA: İnce-uzun boyunlu ve güzel

CEYHUN : Orta Asya'da bir akarsu - Cennet'in 4 nehrinden biri

CEYLAN: Süzgün ve tatlı bakışlı. Yapısı ince ve uyumlu olan. Gözlerinin güzelliğiyle ünlü zarif,ince bacaklı memeli.

ÇİÇEK: Bir bitkinin değişik renklerle bezenmiş kokulu bölümü

ÇİĞDEM: Akdeniz çevresinde yetişen çok renkli kır bitkisi

ÇIĞIR : Çığın açtığı iz, yol - Yenilikçilik

ÇIĞLIK: İnce ve keskin bağırış.

CİHAN : Dünya

CİHANBANU: Dünya hükümdarı.

CİHANGİR : Dünyaya egemen olan

CİHANNUR:Alemi aydınlatan nurlu ışık.

CİHAT : Din uğruna savaşan

ÇİLAY:Ayın üzerinde beliren açık renkli lekeler.

ÇİLEN:Hafif yağan yağmur,çisenti.

ÇİLER: Şarkılar söyleyen, şakıyan

ÇINAR : Uzun ömürlü,uzun boylu, kalın gövdeli bir ağaç türü

ÇİSE(M): Hafif yağan yağmur(um)

ÇİSİL: İnce ince yağan yağmur

ÇOLPAN: Çoban yıldızı

COŞKUN : Heyecanlı, kabına sığmayan

CUMHUR : Halk, topluluk

CÜNEYT : Küçük asker


D

DALAN : Biçim - İnce, zarif

DALAY : Deniz.

DALGA: Hareketli su kütlesi; Denizin rüzgarlı havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi

DAMLA: Yağmur ya da bir sıvının çok küçük yuvarlak biçimli parçası

DAMLA:Çok küçük miktarda su. Çok az.

DARCAN : Sıkıntılı, aceleci

DEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz-kış yeşil olan bir bitki

DEMET: Çiçek bağlamı, deste

DEMİ:Kadife,şeftali gibi şeylerin üzerinde bulunan ince tüy

DEMİR : Kolay işlenen dayanıklı bir maden

DEMİRALP : Demir gibi güçlü, yiğit

DEMİRCAN : Özü demir gibi sağlam

DEMİREL : Demir gibi güçlü eli olan

DEMİRHAN : Demir gibi güçlü hükümdar

DEMİRKAN : Güçlü soydan gelen

DEMRE: Noel Baba'nın doğduğu sanılan tarihi yer

DENİZ : Deniz, su kütlesi, derya

DENİZ: Yeryüzünün çoğunu örten engin su

DENKTAŞ : Akran, aynı yaşta

DEREN: Toplayan, düzenleyen, pekiştiren

DERİN: Sığ olmayan

DERVİŞ : Tarikata girmiş - Hoşgörülü,alçakgönüllü

DERYA : Deniz - Engin bilgili - Çok

DERYA: Büyük deniz anlamında

DERYANUR:Bilgisiyle ışık saçan.

DESEN: Çiçek, çizgi gibi süs şekilleri

DESTE:Bağlam,demet.

DESTEGÜL: Mevlevi dervişlerinin giydiği ince kumaştan yelek. Bağlanmış gül demeti.

DEVİN: Hareket, kımıldanış

DEVİNSU:Suyun ritmik hareketleri. Akarsu.

DEVRAN : Felek, kader

DEVRİM : Olumlu yönde değişiklik yaratan hareket

DEVRİM: Yerleşik toplumsal düzeni, köklü, hızlı ve geniş kapsamlı olarak niteliksel değiştirme ve yeniden isimlendirme işlemi

DEVRİN:Bir kişi veya olayın gündemde olduğu tarih dönemi.

DİCLE: Bir nehir adı. Ulu ırmak.

DİDAR:Güzel yüz. Görme.

DİDE: Göz, göz bebeği

DİDEM: Gözüm gibi sevdiğim, sevgilim

DİLA:Gönlümü çalan.

DİLAN:Gönüllerce olan,yürekler dolusu.

DİLARA: Gönül alan, gönül okşayan.

DİLAY: Gönle ışık saçan, ay kadar güzel

DİLBER:Gönlü yakan güzel. Alımlı güzel kadın.

DİLDAR: Gönlü baskı altında tutan sevgili

DİLDE: Ünü her tarafa yayılmış, herkesin konuştuğu, herkesin dilinde olan kimse

DİLEK: İstek, rica,arzu.

DİLEM: Gönül ilacı

DİLER: Dilemek eyleminden

DİLHAN: İçten ve yürekten konuşan

DİLMEN : Güzel konuşan

DİLNİŞİN: Gönülde yer tutan,hoş,güzel

DİLRÜBA: Gönlü şen,dertsiz

DİLŞAH: Gönül şahı,sevgili,sultan.

DİLSEREN:Hatiplik yeteneğini gözler önüne seren.

DİLSU: Dil+Su

DİNÇ : Güçlü, sağlıklı

DİNÇER : Güçlü, sağlıklı

DİNİZ:Sakin,dingin.

DOĞA : Tabiat

DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; Tabiat

DOĞAN : Yırtıcı bir kuş

DOĞANGÜN: Doğmakta olan gün

DOĞAY: Ayın yeni doğuş hali

DOĞU : Güneşin doğduğu yön

Doğuhan : Doğunun hükümdarı

DOĞUKAN : Doğulu, doğu soyundan

DOĞUŞ : Yaradılış

DOLUNAY:Ayın tam yuvarlak olduğu an

DORA: Doruk, zirve

DORUK : En yüksek yer, zirve - Üstün başarı

DORUKHAN : Zirvenin hükümdarı

DÜNDAR : Artçı asker, birliği koruyan asker

DURAN : Varlığını sürdüren-Dağyolu-Dingin,sakin

DURUGÜL:Gül gibi temiz olan.

DURUKAN : Kanı saf, berrak.

DÜŞ:Hayal,rüya,güzel rüya.

DÜŞÜM: Hayalimdeki, düşlediğim, istediğim anlamında

DUYGU: Kişi, olay ve nesnelerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenim

DUYGUN: Duygulu,hassas,hisli kişi.

DUYGUNİSA: Duygulu,hassas kadın.




E

EBRU:1.Keman kaş. 2.Bulut rengi. 3.Bir sanat dalı

ECE: Kraliçe. Güzel kız,kadın.

ECEGÜN: Çok güzel bir günde doğan

ECEM: Kraliçem, sevgili kraliçe anlamında

ECENAZ:Nazlı güzel.

ECESU:Su gibi berrak ve güzel.

ECEVİT : Çevik,çalışkan,açık fikirli- Yaramaz,sinirli

ECMEL: Çok güzel

EDA: Naz, cilve. Davranış,tavır. Verme,ödeme. (Namaz için)kılma,yerine getirme. Üslup.

EDİZ : Yüksek yer - Ulu,yüce

EFE : Batı Anadolu'da köy yiğidi, zeybek.

EFGAN : Ağlayıp inleme - feryat

EFİL:Rüzgar,dalgalanma.

EFSUN: Büyü, sihir

EGE : Bir çocuğu koruyan,ona bakan - Büyük ulu

EGE: Türkiye'nin batısında yer alan deniz

EGEHAN : Engin denizlerin hükümdarı.

EGEMEN : Hakim , hüküm süren

ELANAZ:Ela gözlü,nazlı güzel.

ELANUR:Ela gözleriyle nur saçan.

ELÇİN: Deste, tutam

ELİF: Kibar, narin yapılı, ince-uzun boylu kız.

ELİFE:Tutku,istek,alışılan şey.

ELİZ:El izi.

ELVAN: Renkler,çeşitler.

EMEL:Arzu,özlem.

EMET: Bereket, bolluk

EMİNE: İnanılır,güvenilir.

EMİR : Bir kavmin başı -Peygamber soyundan - Kumandan

EMİRHAN : Emirlerin başı, hükümdarı

EMRAH : Bir halk ozanımız

EMRE : Aşık, vurgun

ENDER : Çok az, nadir bulunan

ENER : En yiğit, en kahraman

ENER: Dağ eteği

ENES : Secereli Arap atı.

ENGİN : Uçsuz bucaksız - Yüksekte olmayan yer

ENGİNSU : Açık deniz

ENİS : Dost, arkadaş.

ENVER : En nurlu, en parlak

ERALP : Yiğit

ERAY : İlk ay

ERBATUR : Cesur, yiğit

ERBERK : Şimşek gibi yiğit

ERCAN : Canlı, sağlıklı

ERÇİL: Doğru,inanılır,güvenilir kişi.

ERCÜMENT : İtibarlı, haysiyetli, değerli

ERDA: Beyaz karınca.

ERDAL : Tek erkek

ERDEM : Namus, fazilet - Hüner - Ruhsal yetkinlik

ERDEN : El değmemiş

ERDİNÇ : Duru, güçlü erkek

ERDOĞAN : Yiğit doğmuş

EREM: Cennet

EREN : Yetişmiş - Cesur,yiğit - Ermiş kişi

ERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adı

ERGİN : Olmuş, yetişmiş - Reşit

ERGUN : Oynak, hızlı giden at

ERGÜN : Yumuşak huylu, uysal

ERHAN : Adaletli hükümdar

ERKE: Enerji, iş başarma gücü; Nazlı

ERNA: İşveli,cilveli,şen şakrak sevgili.

ERTUĞ : Yiğit başlığı.

EŞAY: Ayin güzelliğiyle eşdeğer güzelliğe sahip olan.

ESEN: Sağlıklı, salim

ESENGÜL: Rüzgar gibi esen,Gül gibi güzel kokan.

ESER: Emek sonucu ortaya çıkan ürün, yapıt; Yok olmuş bir nesneden kalan parça

ESİM: Rüzgar gibi olan.

ESİN: Sabah rüzgarı

EŞLEM: Selametli, güvenilir

ESMA: İsimler,adlar. Çok yüksek olan.

ESMACAN: Adı can olan.

ESMAGÜL: Adı gül.

ESMANUR: Adı nur.

ESNA: Yüksek, yüce. Bir işin yapıldığı an.

ESRA: En çabuk, çok çabuk

EVA: Havva. Yaratılan ilk kadın.

EVİN: Bir şeyin içindeki öz; Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü

EYLÜL: Sonbaharda bir ay adı

EZGİ: Melodi, şarkı, türkü

EZGİN: Sesi düzenli gelen. Paraca durumu bozuk olan. Çok sıkıntı çekmiş.

Yukarı




F

FADIL : Fazietli, ahlaklı - Fazıl

FAHİR : İftihar edilecek, övülecek

FAHRETTİN : Diniyle övünen

FAHRİ : Şeref ve itibar için yapılan iş

FAİK : Üstün, yüksek

FALİH : Başarı kazanan, isteğine ulaşan

FARUK : Haklıyı haksızı ayırabilen - Keskin

FATİH : Fetheden - Hüküm veren

FATMA: Çocuğunu sütten kesen kadın.

FATMAGÜL: Gül gibi güzel yeni anne olmuş kadın .

FAZIL : Faziletli, ahlaklı

FAZİLET: Erdemli, iyi ahlaklı

FEHİM : Anlayışlı, zeki

FERAH: Aydınlık, iç açıcı

FERAHGÜL: Güzelliğiyle neşe saçan.

FERAHNUR: İnsanın gönlünü ışık saçarak aydınlatan

FERAY: Ay ışığı, ayın parlaklığı,ışıltı saçması.

FERCAN: İnsanın ruhuna aydınlık veren bir içtenliğe sahip olan

FERDA: Gelecek zaman, yarın; Kıyamet

FERDACAN: İçtenliğini hiç kaybetmeyecek olan.

FERDİ : Kişiye özgü

FERHAN : Sevinç, mutlu

FERHAN: Sevinçli, gönlü hoş

FERHAT : Güçlükleri yenip bir yeri ele geçiren

FERİ: Köke değil dallara ait olan. İkinci derecede olan.

FERİD : Eşsiz, tek, benzeri olmayan

FERİDE: Eşi benzeri olmayan,tek. Çok değerli inci.

FERİDUN : Eşsiz, tek

FERİS: Şık,zarif.

FERİSU: Temizliği ve berraklığıyla ışık saçan.

FERİT : Avcı kuş

FERKAN : Güçlü, saygın soydan gelen

FERNUR: Aydınlık,ışık.

FERRUH : Uğurlu - Kutsal

FERSUDE: Eskimiş,yıpranmış,örselenmiş.

FERZİN: Kraliçe

FETHİ : Fetih ile ilgili

FEVZİ : kurtuluşla,zaferle ilgili - galip üstün gelen

FEYYAZ : Faydalı, verimli, bereketli

FEYZA: Bolluk, çokluk, bereket. Taşkın.

FEZA: Boşluk, sinirsizlik; Uzay

FİDAN: Yeni yetişen ağaç

FİGEN: Yaralayan, kıran

FİKRET : Düşünce - Akıl, anlayış

FİLİZ: Tohumdan çıkan sürgün. İnce ve güzel vücutlu.

FIRAT : Tatlı su - Türkiye'nin en uzun akarsuyu

FİRDEVS: Cennetler. Cennet bahçeleri.

FİRUZE: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşı

FUAT : Kalp, gönül

FULYA: Nergisgillerden güzel kokulu sarı bir çiçek

FUNDA: Çalı ormanı, çalılık; Püskül, tepelik

FURKAN : Doğruyu yanlıştan ayırma

FÜRUZAN: Parlayan, parlak

FÜSUN: Büyü

Yukarı




G

GALİP : Üstün gelen, kazanan GAMZE: Göz kırpma, gözle işaret; Nazlı bakma; Gülerken bazı kişilerde yanaklarda beliren çukur

GANİ : Zengin, varlıklı - Bol

GAYE: Amaç, erek

GAZAL: Ak geyik, ahu; Geyik yavrusu; Güzel söz (mecazi)

GAZANFER : Aslan - Yiğit, yürekli

GAZEL: Konusu daha çok sevgi ve içki olan, manzume; Tek kişinin özel ahenkte okuduğu müzik parçası; Sonbahar vaktinde düşen yapraklar

GECE: Gün batımından ağarmasına kadar geçen süre

GEDİZ : Su birikintisi, gölcük - Ege'de bir akarsu

GELİNCİK: Yazın kırlarda yetişen parlak kırmızı renkli bir çiçek

GENCAL : Genç, taze

GENCALP : Genç yiğit, kahraman

GENCAY : Ayın bir haftalık hali, hilal

GENCAY: Yeni doğmuş ay; Hilal biçimindeki ay

GENCER : Genç yiğit

GERÇEK: Yakıştırma veya yalanı olmayan

GİRAY : Uygun, laik.

GİRGİN : Kolay yakınlık kuran

GİZEM: Sır; Aklın erişemediği çözülemeyen şey

GÖK: Yerin göz ile görülebilen ufuklarından başlayarak yukarıda kubbenin içi gibi gözüken sonsuz boşluk; Mavi renk

GÖKALP : Mavi gözlü yiğit - Göklerin yiğidi

GÖKAY : Mavi ay

GÖKAY: Hem gök, hem ay; Güzel ay

GÖKBEN: Ben gökyüzü anlamında

GÖKBERK : Mavi gözlü, sert kişi

GÖKCAN : Mavi gözlü dost, candan kişi

GÖKÇE : Güzel, gösterişli - Yiğit, cesur - Mavi gözlü

GÖKÇE: Gök mavisi, mavi gözlü güzel

GÖKÇEN : Güzel, hoş

GÖKÇENAZ: Nazlı mavi.

GÖKHAN : Eski Türklerde gök tanrısı - Göklerin hakimi

GÖKMEN : Sarışın, mavi gözlü

GÖKSEL : Gökle ilgili

GÖKSU: Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bulunan akarsuların adı

GÖKTAN : Mavi şafak

GÖKTUĞ : Mavi tuğ.

GÖKYEL: Kuzeydoğudan esen rüzgar, poyraz

GONCA: Tam açılmamış çiçek

GONCAGÜL: Gül goncası.

GÖNEN: Rutubet, yaşlık; Ekilecek toprağın tavlandırılması

GÖNÜL: İstek, arzu, sevgi.

GÖNÜLGÜL: Gül gibi zarif bir gönlü olan.

GÖRKAY: Güzel ay.

GÖRKE: Heybetli

GÖRKEM: Göz alıcı ve gösterişli olma durumu,ihtişam.

GÖZDE: Çok sevilen, beğenilen nitelikte olan. Çok güzel.

GÖZDEM: Beğendiğim,sevdiğim,saydığım,bitanem.

GÖZDENAZ: Nazlı güzel.

GÖZDENUR: İnsanlara vermiş olduğu iç huzurla herkesin beğenisini kazanan.

GÖZEN: İlgi çekici, samimi; Sulak yer; Pınar

GÜÇHAN : Çetin, güçlü han

GÜÇLÜ : Kuvvetli, gücü yerinde - Önemli, etkili - Şiddetli

GÜHER: Cevher

GÜL: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğine verilen ad; Gülmek eyleminden gül

GÜLAL: Gülün kırmızısı gibi güzel.

GÜLAY: Gül gibi güzel, ay gibi aydınlık olan.

GÜLBAHAR: Ebru yapmakta kullanılan koyu kırmızı toprak rengi

GÜLBEN: Gül yüzlü,gül gibi beni olan.

GÜLBİN: Gül fidanı, gül yetişen yer.

GÜLCAN: Gül gibi güzel kişi.

GÜLCE: Gül gibi.

GÜLÇİÇEK: Her yönüyle güzel olan.

GÜLÇİN: Gül toplayan, gül seven.

GÜLDEN: Güle ilişkin, gülden yapılmış. Gül soluklu.

GÜLEDA: Gül gibi güzel ve nazlı.

GÜLEN: Güleç yüzlü, mutlu anlamında

GÜLENAY: Güleç ay, gülümseyen ay; Ay gibi gülümseyen güzel

GÜLFEM: Ağzı gül gibi olan

GÜLFER: Zarifliği ve güzelliğiyle göz kamaştıran.

GÜLGEN: Güler yüzlü

GÜLGÜN: Gül renkli; Gülen, gülümseyen

GÜLHAN: Gül kadar çok sevilen, han, hakan

GÜLİN: Güzel,zarif.

GÜLİNAZ: Nazlı,güzel.

GÜLİSTAN: Gül bahçesi

GÜLİZ: Gül yetiştiren

GÜLİZAR: Al yanaklı, gül yanaklı; Alaturka müzikte bir bileşik bir makam

GÜLNİHAL: Gül fidanı.

GÜLNİSA: Gül gibi kadınlar anlamında

GÜLNUR: Işık saçan güzellik.

GÜLPERİ: Gizemli gül, saklı gül.

GÜLRİZ: Gül saçan

GÜLRU: Gül yüzlü, gül yanaklı

GÜLŞAH: Gül dalı; Güzelliğiyle ün salmış olan

GÜLSANEM: Çok güzel kadın.

GÜLSELİ(N): Coşkulu bir güzelliğe sahip olan.

GÜLŞEN: Gül bahçesi

GÜLSU: Gül ve su gibi güzel

GÜLSÜN: Yaşam boyu yüzü gülsün anlamında

GÜLTEKİN : Genç, nazik delikanlı

GÜLTEN: Gül tenli, vücudu gül gibi

GÜLÜM: Bana ait olan gül. Canım.

GÜLÜMSE: Tebessüm et

GÜN: 24 saatlik zaman dilimi; Güneşin yeryüzüne gönderdiği ışık; Güneş, yaşam

GÜNAL: Işık al, ışıklı ol

GÜNALP : Güneş gibi yiğit

GÜNAN: Doğumuyla sevinç getiren; Anılan gün

GÜNAY: Hem gün, hem ay

GÜNÇİÇEK: Ay çiçek

GÜNDEN: Güne ilişkin, güneşe ilişkin; Güneşten bir parça

GÜNDÜZ: Günün aydınlık bölümü

GÜNEŞ: Çevresindeki gezegenlere ısı ve ışık veren büyük gök cismi

GÜNEY : Dört yönden biri - Her zaman güneşli yer

GÜNEY: Her zaman güneş gören, güneşli yer; Bir yön

GÜNHAN: Oğuzhan'ın altı oğlundan biri

GÜNKUT : Günün uğuru

GÜNNAZ: Nazlı kişi.

GÜNNUR: Güneş gibi ışık saçan.

GÜNSU: Gün gibi aydınlık, su gibi berrak

GÜNTAN : Güneşin doğuşundan az önceki zaman

GÜNTEKİN : Güneş gibi tek

GÜRAL : Hakkını bol bol, çok al

GÜRALP : Güçlü yiğit

GÜRAY: Bol ışıklı ay, güçlü ay

GÜRAY: Çok ışıklı, aydınlık.

GÜRCAN : Güçlü, coşkulu can

GÜRDAL: Güçlü dal, sık dal

GÜRKAN : Gürbüz, kanı bol

GÜROL : Hayat boyu herşeyin bol olsun

GÜRTAN : Işıklı, geniş tan yeri

GÜVEN : Kuşku duymadan bağlanma, inanma - Cesaret

GÜVEN: Güvenmekten, yürekli ol anlamında

GÜVENÇ : Güven - Sevinçli - Dayanak, yardım

GÜZ: Sonbahar

GÜZAY: Güneş olmayan yer; Kuzey; Güz ve ay

GÜZEL: Hoşa giden,hayranlık uyandıran

GÜZEY : Güneş görmeyen yer, kuzey

GÜZİN: Seçilmiş, seçkin. Beğenilen.

GÜZÜN: Güz mevsiminde olan

Yukarı




H

HABİBE: Sevgili,seven dost.

HAFIZ : Koruyan, saklayan - Kur'an ı ezberlemiş kişi

HAKAN : Eski Türk ve Moğol hükümdarı

HALDUN : Sonsuz, ebedi olan

HALE: Ayın çevresindeki ışık halkası.

HALENUR: Kutsal ışık

HALİL : Yakın dost

HALİM : Sessiz, sakin - Yumuşak huylu, yavaş

HALİS : Katıksız - Saf, temiz, hilesiz - Yalnız

HALİT : Sonsuz, sürekli - Bir yıldan çok yaşayan

HALUK : İyi huylu, geçimli

HAMDİ : Allah'ı övmek, şükretmek

HAMİ : Himaye eden, koruyan

HAMİT : Övgüye değer

HANDAN: Güleç, sevinçli,şen şakrak.

HANDE: Gülüş,gülme. Açılma. Eğlenme.

HANİFE: Allah'ın birliğine inanan; Hz. Muhammed zamanından önce tek tanrıya inanan

HARİKA: Sıradanlığın üstündeki nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran

HARUN : İnat eden, huysuz

HASAN : Güzellik, iyilik

HASİBE: Değerli,soyca temiz,soylu.

HASLET: Doğuştan gelen güzel huy

HASRET : Özlem

HAVVA: Yaratılan ilk kadın.

HAYAL: Varmış, olmuş gibi zihinde canlandırılan imge, görüntü

HAYAT: Ömür, yaşam

HAZAL: Kuruyup dökülen ağaç yapraklarının güzelliği

HAZAN: Sonbahar

HAZAR : Barış, güven

HAZAR: Barış

HAZIM : Akıllı, işbilir

HELİN: Yuva

HENNA: Kına ağacı.

HEPER : Her zaman yiğit.

HERA: Mitolojide analığın yüceliğini temsil eden tanrıça

HESNA: Güzel,hanımefendi kadın.

HEVES: Bir şeye duyulan istek

HEVİN: Aşk, sevda

HİCRAN: Ayrılık,bir yerden ayrılmak. Ayrılığın sebep olduğu dayanılmaz acı.

HİDAYET : Doğru yola girme - Müslüman olma

HİKMET : Bilgelik - Özlü söz, vecize

HİLÂL: Ayın yay biçimindeki görünüşü,yeni ay,ayça.

HİLDE: Kurtulmak, yükselmek, ilerlemek

HINCAL : Öc al

HİRAM : Yürüme, gezinme

HOŞSEDA: Hoşa giden ses

HULKİ : Yaradılışla ilgili - İyi huylu, ahlaklı

HULUSİ : Saf, içi temiz - Samimi, içten

HÜLYA: İnsanın kurduğu tatlı düş; Sevda

HÜMA: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu

HÜMEYRA: Kızıllık, pembelik

HÜNER: İnce ve şaşırtıcı ustalık

HÜRAY : Ay gibi özgür

HÜRCAN : Özgür

HÜREL : Özgür ülke.

HÜRKAL : Özgür kal.

HÜRKAN : Özgürlüğüne düşkün bir soydan gelen.

HÜROL : Özgür ol.

HÜRREM: Sevinçli, güler yüzlü

HURŞİT : Güneş

HÜSEYİN : Küçük sevgili

HÜSNA: Pek çok güzel

HÜSNÜ : Çok güzel

HÜSÜN: Güzellik

Yukarı




I-İ

İBRAHİM : İnananların babası - Peygamber

İCLAL: Ağırlama,ikram. Büyüklük,ululuk.

İDİL: Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir; Volga ırmağına Türkler'in verdiği ad

İDİLSU: Su için yazılmış şarkı.

İDRİS : Hoş kokulu bir kiraz türü - Bilimde ileri düzeyde olan - Peygamber

IĞIL: Çok yavaş akan su

İHSAN : İyilik - Bağış, bağışlama

İLAYDA: Su perisi

İLAYDIN : Aydınlık, mutlu, demokratik ülke.

İLBAY : Bir yerin saygın kişisi sözü geçen.

İLBEY : Vali

İLBÜKE: İlbey hanımı, seçkin hanım

İLCAN : Yurttaş, vatandaş.

İLCAN: Ülkenin canı,sevdiği.

ILDIR : 1.Parıltı. 2.Alaca karanlık.

ILDIZ : Yıldız - Gündönümünden 10 gün öncesi

ILGAR : Çabuk, hızlı - Hücüm, akın - Havanın açık olması - Öfke

ILGAZ : 1.Dizginleri koyuverilmiş atın dört nala koşması.2.Atla ansızın yapılan doludizgin saldırı.

ILGAZ: Atın dört nala koşması. Hücum,akın.

İLGİ: İki şey arasındaki ilişki; Bir şeye duyulan merak; Eğilim

ILGIM: Serap

İLGİN : Gurbette yaşayan, garip.

ILGIN: Beyaz ya da pembe, çiçekli, çok hafif yapraklı bir ağaççık (genellikle küçük akarsu kıyılarında bulunur)

İLGİN: Yabancı,gurbette yaşayan.

ILGIT: Esinti ve akış için kullanılan yavaş yavaş anlamında

İLGÜ : Engel.

İLGÜN: Ülke güneşi. Başkaları,yabancılar.

İLHAMİ : İçe doğanlarla, esinle ilgili

İLHAN : Hükümdar, İmparator, Yönetici

ILIM: Uzlaşmacı yumuşaklık

İLKAN : Bir Türk hükümdarı.

İLKAY : Yeni ay, ayın ilk hali

İLKAY: Ayın ilk hali.

İLKBAHAR: Yılın ılık mevsimi

İLKCAN : İlk doğan erkek çocuklara verilen ad

İLKCAN: İlk doğan çocuklara verilen ad.

İLKE : Temel düşünce, prensip - Temel bilgi - Davranış kuralı

İLKE: Temel alınan düşünce, kural

İLKER : İlk doğan erkek çocuk

İLKGÜZ: Eylül ayı

İLKİM: İlk çocuğum anlamında

İLKİN: İlk çocuklar için kullanılan adlardan. Önce,öncelikle.

İLKNUR: İlk ışık

İLKUT : Kutlu, mutlu ülke.

İLKYAZ: İlkbahar

İLMA: Parlatma. Belirleme,işaret etme.

İLSEL: İlle ilişkili, yurtla ilişkili

İLSU: Ülkenin suyu,bereketi.

İLTEKİN : Tek eşsiz ülke

İLTER : Yurdunu seven, koruyan

İLTER: Yurdu koruyan, yurtsever.

İMER: Zengin,varlıklı.

İMGE: Düş, hayal, görüntü, tasarım

İMRAN: Evine bağlı, evcimen anlamında

İMREN: İmrenmek fiilinden, görünen şeyi edinme isteği.

İNAL : Kendisine inanılan

İNAN : Dizgin - Yönetme - İman

İNANÇ : Bir düşünceye bağlılık - İman - Doğru, emin

İNANÇ: İnanılan şey

İNCİ: Süslemede kullanılan, istiridyede yetişmiş değerli madde

İNCİLAY: Parlama,ışıldama

İNCİNUR: İnci gibi ışıklı,parlak.

İPAR: Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen çiçek

İPEK: İpekböceği kozasından elde edilen ince, parlak kumaş. Kibar,zarif.

IRA : Öz yapı, karakter, kişilik.

İREM: Bahçeleriyle ünlü masal kenti

İREN: Özgür, serbest

İRFAN : Bilme, anlama - Sezme, kavrama gücü

İRİS: Mitolojide Tanrıların elçisi

IRMAK: Akarsuların en büyüğü

İŞÇAN : Çalışkan

İSHAK : Bilgin olarak tanınan bir peygamer

IŞIK: Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji. Aydınlık,nur.

IŞIKHAN : Işıklı han

IŞIL: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık

IŞILAY: Işıltılı ay, parlayan ay

IŞILTI: Parıltı,titrek ışık.

IŞIN: Bir kaynaktan belli bir doğrultuya giden ışık çizgisi

IŞINBIKE: Aydınlık saçan kadın.

IŞINER : Işık saçan yiğit.

İSKENDER : Bir Makedon kumandanı

İSLAM : İslam diniden olan, müslüman

İSMAİL : İbrahim peygamberin oğlu

İSMET : Masumluk, temizlik - Haramdan çekinme

İSMİHAN: Hükümdar ismi

ITIR: Güzel koku; El ve yüze sürülen çiçek özü, esans

İYEM: Güzellik,iyilik.

İZEL: El izi anlamında

İZEM: Büyüklük, ululuk

İZGİ: Güzel, adaletli, zeki

İZİM: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında

İZLEM: İzlemek eylemi

İZZET : Değer, kıymet - Kuvvet, kudret - Hürmet, saygı

Yukarı




J

JALE: Çiğ, kırağı. Sabahları otların üzerinde olan su damlaları

JALENUR: Parlayan,ışıldayan çiğ.

JANSELİ : Güneşin Doğduğu Yer (Çerkez İsmi)

JANSET : Güneşin Doğuşu (Çerkez ismi)

JARİN : Yakınmak, haykırmak.

JASMİN: Yasemin

JENİN : Vurmak, titreşmek.

JERFİ : Derinlik

JEYAN: Kızan, kükreyen

JİNSAL: Çağ, yaş, dönem

JİYAN : Kızgın, hışımlı

JÜLİDE: Dağınık,karmakarışık.



K

KAAN : 1.Hükümdar.2.Çin ve Moğol hükümdarlarına verilen ad.

KADEM : Uğur - Ayak adımı - Yarım arşın

KADER: Alınyazısı,yazgı. Talih.

KADİR : Kuvvetli, güç sahibi - Değer, onur, şeref

KADRİ : Değer, kıymetle ilgili

KAĞAN : Kaan, hükümdar

KAHRAMAN : Yiğit, cesur - Bir olayın baş kişisi

KAİNAT: Var edilen şeylerin hepsi, yaratılanlar

KAMELYA: Pembe,kırmızı,beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi.

KAMER : Ay - Sadık hizmetli

KAMER: 1. ay; Mecazi parlak ve güzel anlamında

KAMİLE: Tam,eksiksiz. Kemale ermiş. Bilgin,bilgili.

KAMURAN : Arzusuna erişmiş

KAMURAN: İstediğine ulaşmış,mutlu.

KANDEMİR : Güçlü soydan gelen

KANER : Yiğit soydan gelen.

KARABEY : Esmer, rengi karaya çalan Bey

KARACA: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya'nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan

KARACAN : Esmer - Küçük ağaçcık

KARAHAN : 1.Tarihte bazı hanlara verilen ad.2. Anadolu'da bir devlet.

KARAN : Kahraman, yürekli - Karanlık

KARANALP : Esmer, karayağız, yiğit

KARANFİL: Kokulu bir çiçek.

KARATAY : Anadolu Selçuklu devlet adamı.

KARDELEN: Kar kalkmadan çiçek açan süs bitkisi

KARMEN: Parlak kırmızı.

KARTAL : Çok güçlü, iri yırtıcı kuş

KARTAY : Yaşlı, pir

KAYA : Büyük, sert taş kütlesi

KAYAHAN : Güçlü, sert hükümdar

KAYHAN : Güçlü hükümdar

KAYRA: Yüksek tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik; Tanrıdan geldiğine inanılan iyilik; İhsan, lütuf

KEMAL : Olgunluk - En yüksek değer - Erdem

KENAN : Hz.Yakup'un ülkesi. Cennet, Filistin

KEREM : Soyluluk - Cömertlik, bağış

KEREMŞAH : Asil, soylu şah, hükümdar

KERİM : Cömert - Ulu, büyük

KERİME: Cömert. Ulu,büyük. Kız çocuk.

KEVSER: Cennette bulunduğuna inanılan su.

KILIÇ : Sivri uçlu,keskin, çelikten silah

KILIÇALP : Kılıç gibi keskin, yiğit

KILIÇHAN : Kılıç gibi keskin, güçlü yiğit

KIRCA : Dolu - Ufak taneli kar - Borayla gelen yağmur

KIRDAR : Ölçülü davranış

KIRHAN : Kırçıl han

KIVANÇ : Övünç, iftihar

KIVANÇ: Sevinç

KIVILCIM: Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası

KIZILTAN: Kızıl renk almış tan

KÖKER : Köklü soydan gelen

KÖKSAL : Kökünü derinlemesine sal, soyun genişlesin

KOLÇAK : Yiğit, mert, koçak

KORAL : Sınır muhafızı

KORALP : Yiğit sınır muhafızı

KORAY : Kor renkli ay.

KORÇAK : Heykel

KORCAN : Ateşli, canlı

KOREL : Kor gibi etkili, yakıcı kişi

KORHAN : Kor gibi kızgın hükümdar.

KORKUT : Büyük dolu tanesi - Hayali yaratık

KORTAN : Kor renkli tanyeri - Yalçın kaya - Pelikan

KÖSEM: Sürünün önünden giden,yol gösteren koç. Cildi temiz,pürüzsüz.

KUBAT : Kaba, şişman

KUBİLAY : Ünlü Moğol hükümdarı

KÜBRA: Büyük, ulu; Büyük önerme

KUDRET : Güç, kuvvet - Allah'ın gücü - Zenginlik - Yetenek

KUĞU: Beyaz tüylü bir su kuşu

KUMRU: Sevgilisine düşkünlüğüyle bilinen güvercin benzeri bir kuş

KUMSAL: Kumla örtülü deniz kıyısı

KUNTAY : Ay gibi sağlam, güçlü

KUNTER : Sağlam, kuvvetli

KÜRŞAT : Göktürk prensi

KURTBEY : Kurt gibi atılgan, güçlü

KUTAN : Dua, yalvarma - Saka kuşu

KUTAY : Uğurlu ay

KUTAY : Uğurlu ay.

KUTAY: Kutlu,uğurlu ay

KUTBAY : Uğurlu kişi

KUTER : Kutlu uğurlu kişi.

KUTHAN : Kutlu hükümdar

KUTLAY : Kutlu, uğurlu ay

KUTLU : Uğurlu, kutsal

KUTSAL: Güçlü bir dinsel saygı uyandıran kimse

KUZEY: Bir yön



L

LAÇİN : Bir cins şahin - Sarp, yalçın

LAL: Parlak, koyu kırmızı renkte olan

LALE: Çan biçiminde bir çiçek

LALEHAN: Lalelerin sultanı.

LALEZAR: Lale yetiştirilen yer,lale bahçesi.

LAMİ : Sert, çatık kaşlı veya Aslan

LAMİA: Parlayan, parlak.

LATİF : Allah'ın kulu

LATİFE: Yumuşak,hoş,güzel,nazik. Güldüren güzel söz,şaka.

LEMA : Herşeye gücü yeten

LEMA: Parıltı,parlayış.

LEMAN: Parlama,parıltı.

LEMİ : Becerikli,atılgan

LEMİS: Dokunma,elleme.

LERZAN: Titreyen,titrek

LEVENT : Dünya,varlık

LEYAN: Parlayan,parlayıcı. Konfor. Lüks hayat.

LEYLA: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın; Çok karanlık gecede görülen ışık.

LEYLİFER: Gece ışığı

LİLA: Açık eflatun

LİNET: Sürgün.

LOKMAN : Doğruluk gösteren-Adaletli davranan

LÜTFİ : Cennette ölümsüzlüğe kavuşan



M

MACİT : Şan, şeref sahibi - İyi ahlaklı

MAHİR : Becerikli, hünerli

MAHİRE: Hünerli,becerikli.

MAHMUT : Övülmeye değer, hamdolunmuş

MAHPERİ: Güzeller güzeli.

MAİDE: Üzerinde yemekler bulunan sofra; Yemek, ziyafet

MANÇO : Manda yavrusu

MANOLYA: Bir süs bitkisi

MANSUR : Yardım edilmiş - Allah'ın yardımıyla galip gelmiş

MARAL: Dişi geyik

MAVİSU: Deniz

MAYIS: Bir bahar ayı

MAZHAR : Bir şeyin göründüğü, çıktığı yer - Onurlanma

MEBRUKE: Kutlu kadın ("mübarek kelimesinin dişisi")

MECİT : Çok ulu, yüce

MECNUN : Cin çarpmış - Delice seven

MEDİHA: Övülen,beğenilen,sevilen kadın.

MEHİR: Ay parçası

MEHMET : Muhammed isminin Türkçe'de söylenişi

MEHPARE: Ay parçası gibi güzel.

MEHTAP: Ay ışığı,dolunay.

MEHVEŞ: Ay gibi güzel kadın

MELDA: İnce ve taze bedenli

MELEK: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri; Pek güzel, yumuşak huylu ve masum (mecazi)

MELİH : Güzel, şirin, sevimli.

MELİHA: Güzel,şirin,sevimli.

MELİKE: Kadın hükümdar,padişah eşi.

MELİS: Bal, bal arısı

MELİSA: Oğul otu

MELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yel

MEMDUH : Övülmüş

MENDERES : Bir akarsu yatağının az eğimli ovalarda çizdiği kıvrım

MENEKŞE: Mor beyaz renkli, kokulu, yuvarlak yapraklı bir çiçek

MENGÜ : Ölümsüz, ebedi

MENSUR : Saçılmış, dağılmış - Ölçüsüz, uyaksız söz

MERAL: Dişi geyik,ceylan.

MERCAN: deniz dibine ağaç gibi kök salarak büyüyen, hayvan gibi duyguya sahip, kırmızı renkli, kalker iskeletli bir canlı türü

MERİÇ : Balkan yarımadasında bir akarsu

MERİÇ: Bulgaristan'dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra Türk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi'ne dökülen ırmak

MERİH : Bir gezegen

MERİH: Mars gezegeni

MERT : 1.Yiğit. 2.Sözünün eri, güvenilir kimse.

MERVE: Mekke'de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adı

MERYEM: İsa peygamberin annesinin adı

MERZE: Mercan.

MESUT : Mutlu, bahtiyar

METE : Büyük Hun imparatoru.

METİN : Metanetli, sağlam - Özü, sözü doğru

MEYYAL: Meyleden,aşırı istekli. Fazlaca eğilen. Eğik.

MİHRİBAN: Dost,sevgili,yarendeş. İyi yürekli,güler yüzlü.

MİHRİCAN: Dost,sevgili. Sonbahar.

MİHRİGÜL: Güler yüzlü,dost,sevecen,güzel.

MİHRİNAZ: Çok nazlı.

MİHRİNUR: Güldüğünde ışıklar saçan.

MİMOZA: Bir süs bitkisi

MİNA: Mine. Liman. Şişe,cam,billur. Şarap şişesi.

MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası; Şişe, cam, billur sırça

MİRAY: Yılın ilk aylarında doğan

MİRCAN: Güneş gibi aydınlık.

MİRKELAM : Güzel, nazik konuşan

MİRZA : Hükümdar soyundan gelen

MISRA: Manzumenin satırlarından her biri,dizeler.

MİTHAT : Övme

MÜGE: İnci çiçeği

MUHAMMED : Yüce Peygamberimizin ismi - Tekrar tekrar övülmüş - Güzel huylu

MÜJDAT : Müjdeler, sevinçli haberler

MÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağış

MÜJGAN: Kirpikler.

MURAT : 1.İstek. 2.Amaç.

MURATHAN : Arzulu hükümdar

MÜŞFİK : Şefkatli, merhametli




N

NADİ : Haykıran, seslenen - Toplantı

NADİDE: Az bulunur,görülmemiş. Çok değerli,eşsiz.

NADİR : Az bulunur

NADİRE: Az bulunan.

NAFİ : Yararlı - Şifa, hayırlı

NAFİZ : Becerikli,atılganDelen, içeri işleyen - Etkili, sözü geçen

NAĞME: Güzel uyumlu ses, ezgi; Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz

NAHİDE: Venüs gezegeni. Ergenlik çağında genç kız.

NAHİT : Venüs gezegeni, zühre - Ergen

NAİL : Muradına ermiş

NARİN: İnce, ince yapılı, kibar

NAŞİDE: Şair,şiir okuyan ve yazan.

NAŞİT : Şiir yazan, okuyan

NASUH : Öğüt veren - Temiz

NASUHİ : Bozulmaz biçimde tövbe eden

NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış

NAZAN: Cilve yapan,nazlanan,nazenin.

NAZER: Nazar

NAZGÜL: Gül kadar güzel olan,nazlı.

NAZİF : Temiz - Zarif

NAZIM : Düzenleyen - Manzume yazan

NAZLI(M): Naz yapan; İşveli(m), edalı(m)

NAZLIHAN: Naz yapan han anlamında

NECAT : Kurtulma

NECDET : Kahramanlık, yiğitlik

NECLA: Evlat,çocuk. Soylu.

NEDİM : Tatlı , güzel konuşan

NEDRET : Az bulunan, seyrek

NEFİSE: Çok güzel,değerli.

NEHAR : Gündüz

NEHAR: Gündüz anlamındadır

NEHİR: Akarsu, ırmak

NEHİRE: Gereğinden fazla.

NEJAT : Soy, nesil - Doğa, yaradılış

NERGİS: Bir süs bitkisi

NERMİN: Yumuşak,narin,ince.

NEŞAT : Sevinç, neşe

NEŞE(M): Gönül açıklığı(m), sevinc(im)

NEŞET : Meydana gelme, yetişme

NESİM : Yumuşak rüzgar - İyi, yumuşak huylu

NESLİ: Soylu.

NESLİHAN: Han soyundan. Sevgi ile hükmeden.

NESLİŞAH: Şah soyundan

NESRİN: Yaban gülü

NEŞVE: Keyif,neşe.

NEVA: Ses, ahenk; Güç, zenginlik, servet; Nasip; Türk müziğinde bir makam

NEVADE: Torun anlamında

NEVAL: Talih,kader,kısmet.

NEVBAHAR: İlkbahar, ilkyaz

NEVESER: Türk Müziğinde Dede Efendi'nin bulduğu bileşik bir makam

NEVGECE: Yeni yeni oluşan gece

NEVGÜL: Yeni açmış gül

NEVİD: Yeni, yepyeni

NEVRA: Beyaz çiçek. Işıklı olma,parlaklık.

NEVRES: Yeni yetişen.

NEYİR: Işıklı, aydınlık, parlak

NEYZEN : Ney çalan

NİDA : Bağırma,sesle çağırma, haykırma.

NİGAR: Resim kadar güzel sevgili; Nakış; Resim

NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili. Fidan,taze sürgün.

NİHAN: Saklanmış, gizli olan; Sır

NİHAT : Huy, yaradılış

NİL: Çivit. Mısır'da bir nehir

NİLAY: Işıklı mavi,ışıklı lacivert.

NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit renginde

NİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi

NİRAN: Nurlar,aydınlıklar,ışıklar. Ateşler. Cehennem.

NİSA: Kadın,kadınlar.

NİSAN: Gelin çiçeği; İlkbaharın ilk ayı

NOYAN : Baş komutan, bey.

NUH : Üçüncü peygamber

NÜKET: Nükte, zarif, güzel sözler

NÜKHET: Güzel koku

NÜKTE: İnce anlamlı, düşündürücü şaka söz

NUR: Aydınlık, parıltı, parlaklık

NURAN: Nurlu,ışıklı.

NURAY: Işık saçan.

NURCAN: Aydınlık insan.

NURFER: Işık veren,aydınlatan,ferahlatan.

NURGÜL: Nur+Gül

NURGÜN: Nur+Gün

NURKAN : Aydınlık, temiz soydan gelen

NURPERİ: Bir peri kadar göz kamaştırıcı güzelliğe sahip olan.

NURSAL: Işıksal ışıkla ilgili

NURSAY: Işık gibi say, ışık gibi bil anlamında

NURSELİ: Işık seli (yağmuru) anlamında

NURSEZA: Nura layık, ışığa, aydınlığa layık anlamında

NURTEN: Işık gibi duru tenli anlamında

NUTİYE:Gökyüzündeki en parlak yıldız

NÜZHET : Neşe - Ferahlık, sevinç




O-Ö

ÖCAL : Öcünü, intikamını al

ÖDÜL : Bir başarı ya da iyilik karşılığında verilen armağan

ÖDÜL: Armağan

OĞAN : Güçlü, kuvvetli

ÖĞDAY : Çok akıllı

OĞUL : Erkek evlat - Kovandan çıkan arı topluluğu

OĞULCAN : Can dost.

OGÜN : Belirli bir günde doğan

ÖĞÜN : Yücel, gurur duy - Zaman, vakit - Kez, defa Önde, ileride

ÖĞÜN: Kendini yücelt. Zaman. Kez,defa.

ÖĞÜNÇ : Övünülecek şey

OĞUR : Uğur - Samimi, içten

ÖĞÜT : Nasihat

ÖĞÜT: Tavsiye.

OĞUZ : Saf, iyi yaradılışlı - Sağlam, güçlü

OĞUZHAN : Yiğit han - Oğuzların efsane kahramanı

OKAN : Anlama, öğrenme - Oğuz

OKAY : Beğeni, ok gibi delici, ay gibi aydınlık.

OKBAY : Ok gibi delici, saygın ve zengin kimse.

OKCAN : Hareketli, canı tez

ÖKER : Akıllı

OKER : Hızlı, hareketli

ÖKMEN : Akıllı, zeki

OKSAL: Ok at; Oka ilişkin

OKŞAN: Sevil,şefkat gör.

OKTAR : Ok atan, okçu

OKTAY : Öfkeli, sinirli

ÖKTEM : Güçlü, onurlu

ÖKTEN : Akıllı, bilgili

OLCA: Ganimet,bolluk.

OLCAY : Şanslı, talihli

OLCAY: Mutlu, ongun; Rastlantıları düzenlediği ve böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih

OLGAÇ: Bilgi ve görgüde olgunlaşan

OLGUN : Bilgili, görgülü, iyi yetişmiş

OMAÇ : Hedef, amaç

OMAY : Seçkin, seçilmiş

OMAY: Gözde,sevilen,beğenilen.

ÖMER : Yaşayış, hayat - İkinci Halife

ÖMÜR : Yaşayış, hayat

ÖMÜR: Yaşama süresi,hayat.

ÖNAL : Her işte lider olan.

ONAT : İyi, güzel - Doğru ve dürüst nitelikli

ÖNAY : Ayın ilk günlerindeki durumu, hilal

ONAY : Uygun bulma

ÖNAY: Yeni çıkmış ay

ÖNDER : Bir topluluğa başkanlık eden - Önde giden, yol gösteren

ÖNEL : Bir şeyin tamamlanması için verilen süre, vade

ÖNER : Başta gelen - Yön - Sıra

ONGAR : Kurtuluş

ONGU: Sağlık,mutluluk.

ÖNGÜL: Direnen,inatçı. Kılavuz. Öncü,teşvik eden.

ONGÜL: Ön ayak olmak; İlk gül

ONGUN : Tam - Verimli, bayındır - Kutlu, uğurlu - Gelişmiş, gürbüz

ONUR : Kişinin kendin saygısı, özsaygı

ONURAL : Şan, şeref kazan

ONURALP : Onuruyla tanınmış yiğit

ONURHAN : Onurlu hükümdar

ORÇUN : Ardıl, halef, oğul.

ÖRGÜN: Türlü ve düzenli parçalardan oluşan

ORHAN : Şehrin hakimi

ORHUN : Orta Asya Türklerinde eski yazı türü.

ORKAN : Hükümdar soyundan gelen.

ORKİDE: Salepgillerden güzel çiçekli birtakım bitki türlerinin ortak adı

ORKUN : Çoban beyi.

ORKUT : Kutsal şehir.

ÖRSAN : Örs gibi sağlam adı olan

ÖRSEL : Örs gibi sağlam el

ORTAÇ : Tepe - Mirasçı - Veliaht

ORTUN : Ortanca kardeş

ORTUNÇ : Ateş renginde tunç

OSMAN : Bir tür kuş - Osmanlı'nın kurucusu

ÖVGÜ: Övme, övmek için söylenen söz

ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kişi

ÖVÜL : Kendini beğendir, övgü kazan

ÖVÜNÇ: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övünç,

OYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantel

ÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olay

OYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı

ÖYMEN : Evcimen, evine bağlı

OYTUN : Beğenilen güzel yer, kutsal.

ÖZAL : Özü kırmızı

ÖZALP : Özünde yiğit olan

OZAN : 1.Halk şairi. 2.Şiir yazan kimse şair.

ÖZAY : Özü ay gibi parıltılı olan.

ÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; Gerçek ben anlamında

ÖZCAN : Candan, samimi

ÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan

ÖZDEMİR : Özü demir gibi sağlam olan

ÖZDEN : Soyca temiz - Özvarlıkla ilgili - Suların geçtiği yer

ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili

ÖZEN : Bir işin iyi olması için gösterilen çaba - En içeride olan - Dere, ırmak

ÖZEN: Büyük hassasiyet göstermek

ÖZER: Yiğit, doğru kişi

OZGAN : Öne geçen, kazanan

ÖZGE: Yabancı. İyi,güzel. Cana yakın,şakacı. Yürekli,gözü pek

ÖZGEN: Başına buyruk. Rahat. Özü geniş. Kuzu kulağı otunun filizi

ÖZGÜL: Gerçek gül, benim gülüm anlamında

ÖZGÜN : Benzerlerinden ayrı - Kendine özgü.

ÖZGÜR : Hür - Bağımsız

ÖZGÜR: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, koşula bağlı olmayan, başına buyruk, hür

ÖZHAN : Hükümdar soyundan gelen

ÖZKAN : Özü, kanı temiz

ÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği; Hasret

ÖZLEN: Görme isteği uyandır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler

ÖZMEN : Özü iyi, sağlam olan

ÖZNİL: Nil gibi verimli.

ÖZNUR: Özü ışıklı,aydınlık.

ÖZSU: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su

ÖZTAN : Tan yeri gibi aydınlık.

ÖZTEN: Güzel tenli.

ÖZÜN: Şiir. Hak edilmiş ün.





P

PAKEL : Sezgi, anlayış, dikkat

PAKER : Sert, çatık kaşlı veya Aslan

PAKSOY : Allah'ın kulu

PAMİR : Herşeye gücü yeten

PAMİRA: Orta Asya'da bir yayla

PAPATYA: Baharda çiçek açan bir kır bitkisi

PARLA: Parlamak eyleminden parla, ışık saç; Başarılı ol, ünün sanın artsın; Güzel ol, güzel görünüşlü ol

PARS : Becerikli,atılgan

PAYDAŞ : Dünya,varlık

PAYİDAR : Doğruluk gösteren-Adaletli davranan

PEKAY : Çok aydınlık, ay gibi ışıklı.

PEKCAN : Cennette ölümsüzlüğe kavuşan

PEKEL : Sağlam, güçlü el.

PEKER : Güçlü yiğit, çok sağlam.

PEKİN : Doğruluğu kesinlikle bilinen.

PELİN: Acı ve güzel kokulu bir bitki

PELİNSU: Pelin+Su, hem pelin hem su anlamında

PERÇEM: Kahkül

PERİ: Cisimleri çok latif ve görünmez olan hoş yaratık; Güzel insan, güzel kimse

PERKER : Güçlü ve yiğit kişi.

PERRAN: Uçan, uçucu

PERTEV : Dürüst,güvenilir

PERVİN: Ülker yıldızı

PETEK: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıkları

PEYAM : Mutlu,sevinçli gün

PEYDA: Belli, açık, ortaya çıkmak, oluşmak

PEYKAN : Beyaz taç,gelin tacı

PEYMAN : Aydınlık gece

PINAR: Büyük su kaynağı

PIRILTI: Pırıldayan şeyin çıkardığı ışık

POLAT : Din uğruna çalışan

POYRAZ : Yüce,ulu

POZAN : Candan,cana yakın





R

RABİA: Dördüncü.

RABSİN : Beyaz ay,dolunay

RAFET : Sert, çatık kaşlı veya Aslan

RAHŞAN: Parlayan, parlak, aydınlık,ışıltı.

RAMAZAN : Doğruluk gösteren-Adaletli davranan

RAMİM : Cennette ölümsüzlüğe kavuşan

RAMİM : Çok övülmüş,methedilmiş

RANA: İyi, güzel, yumuşak, hoş

RAUF : Dünya,varlık

RAUF : Mutlu,sevinçli gün

RAVZA: Sulu, su yatağı yer; Bahçe

REBİA: Bahar.

RECEP : Beyaz taç,gelin tacı

REFİK : Din uğruna çalışan

REHA : Candan,cana yakın

REKİN : Gururlu, ağırbaşlı.

RENAN : Kızıl kan

RENAN: Çok ses çıkaran, çınlayan

RENGİN: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzel

REVAN: Yürüyen, giden; akan, akıp giden. Ruh,can.

REYHAN: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen

REZZAN: Ağırbaşlı, onurlu

RIDVAN : Aslan gibi cesur,savaşçı beyi

RİMA: Dişi ceylan yavrusu

RIZA : Yiğit,hükümdar

ROSA: Gül rengi,pembe kırmızı arası bir renk.

RÜÇHAN : Orta Asya'da Tanrı dağı,bir Türk boyu

RÜÇHAN: Üstünlük

RUHAN: Güzel kokulu

RUHİ : Tek yiğit,prens

RUHSAR: Yanak, yüz, güzel yüz

RUHŞEN: Neşeli,canlı.

RUHUGÜL: Gül kadar temiz bir ruha sahip olan.

RUKİYE: Büyü,sihir.

RÜSTEM : Kızıl,al renkli Tuğ

RÜŞTÜ : Armağan,hediye

RÜYA: Düş; Gerçekleşmesi imkansız durum, hayal; Gerçekleşmesi beklenen şey, umut






S-Ş

SABA: Gündoğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. Türk müziğinde bir makam

SABAH: Günün ağarmasıyla başlayan ilk saatler

SABRİ : Sabırla ilgili

SACİT : Secde eden

SADRİ : Göğüsle ilgili

ŞAFAK : Güneş doğmadan önce ufukta beliren aydınlık

ŞAHAN : Padişahlar, hükümdarlar, tahtlar.

ŞAHİN : Büyük, yırtıcı kuş

SAHRA: Kır,ova,çöl

SAİM : Oruçlu

SAİT : Mübarek, kutlu - Sevap kazanmış

SAKIP : Delen, delik açan - Çok parlak

SALİH : Elverişli, yararlı - Dinin emirlerine uyan

SALİHA: Yararlı,iyi,elverişli.

SALİM : Sağlam - Kusursuz, eksiksiz

SAMET : Çok yüksek, çok ulu - Hiç kimseye ihtiyacı olmayan

SAMİ : Dinleyen, duyan - Yüksek, yüce

SAMİH : Cömert, eli açık

SAMİM : Bir şeyin merkezi, içi

SANAL: Sanlı ol, ünlen

SANBERK : Gücüyle tanınmış.

SANCAR : Kısa kama - Saplar, batırır

SANEM: Çok güzel kadın; Put

SANER : Ünlü tanınmış.

ŞANSAL : Niteliklerinle ünlen, tanın

ŞANVER : İyi niteliklerin bilinsin, duyulsun

SARA: Halis, saf, katkısız

SARE: Olmak, oldu; Cemaat, topluluk; İhtiyaç, susuzluk

SARGIN : Candan, içten

SARGIN: Albenili, çekici, büyüleyici,yıldızı şirin, hoşa giden, sevimli, güzel

SARP : Çetin, sert

SARPER : Zoru başaran kişi.

SAVAŞ : Uğraşma,mücadele,kavga - Silahlı mücadele, harp

ŞAYAN : Yakışır, yaraşır. Uygun

SAYE: Gölge; Koruma, yardım, sahip çıkma

SAYGIN: Sayılan, sevilen

SAYIL: Her zaman saygı gör

SEBLA: Uzun kirpikli göz

SEÇİL: Beğeni, sevgi, üstünlük gösterilen

SEÇKİN : Niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, elit.

SEDA: Ses; Doğa veya bir engele çarpıp geri dönen ses, yankı

SEDAT : Doğru, haklı

SEDEF: Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz, sert bir madde; Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş

SEDEN: Uyanık, tetikte; Gözü açık olmak

SEGAH: Doğu müziğinin makamlarından

SEHER: Tan ağartısı

ŞEHZADE : Hükümdar oğlu

SEL: Taşkın su

SELCAN : Coşkun, taşkın

SELÇUK : Güzel konuşan - Türk hükümdarı

SELDA: Bir söğüt cinsi

SELEN: Haber, müjde

SELİM : Sağlam, doğru, kusursuz - Temiz, içten

SELİN: Gür akan su

SELİNTİ: Ufak sel

SELİS: Akıcı söz

SELMA: Barış içinde,huzur,erinç.

SELMİN: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olan

SELVA: Amerika'da Amazon, Afrika'da Nijer ırmakları gibi ekvator bölgesinde büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad.

SELVİ: İnce uzun ağaç

SEMA: Gökyüzü; Göç

SEMANUR: Nurlu gökyüzü

SEMEN: Yasemin çiçeği. Semizlik.

SEMİH : Cömert, eli açık

SEMİN : Çok değerli.

SEMİN: Değerli, pahalı; Semizlik

SEMİRAMİS: Babil'in Asma Bahçeleri'ni kurduran Asur kraliçesi

SEMRA: Esmer kadın.

SENA: Övmek, methetmek; Şimşek parıltısı; Yücelik, yükseklik; Aydınlık; Bir ot adi

SENAHAN: Metheden, alkışlayan, öven

SENAR: Yar, aşık, seven insan

SENAY: Ay gibi güzelsin.

ŞENEL : Neşelen, mutlu ol

SENEM: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı; Arapça'da put; Arapça'da kendine tapılacak kadar güzel olan kadın, sevgili, güzel

ŞENER : Mutlu, neşeli

ŞENOL : Her zaman neşeli, mutlu ol

ŞENSOY : Neşeli, mutlu soydan gelen

SERA: Varlıklı olmak, zengin olmak; Şarkı söyleyen; Yer, toprak; Ok yapımında kullanılan bir ağaç

SERAP: Çorak yerlerde, çölde, sıcak ve ışığın etkisiyle, ileride, yakında ya da ufukta su veya yeşillik var gibi görünmesi olayı

SERAY: Ay gibi güzel

SERCAN : Sevgili, sevilen

SERDAR : Başkumandan, başbuğ

ŞEREF : İyi ahlak ve fazilet sonucu oluşan manevi yücelik - İyi ün

SEREN: Gemi direği

SERGEN : Raf, vitrin - Tepelerdeki düzlük - Yorgun

SERHAN : Kurt, canavar - Şarkıcıların başı

SERHAT : Sınır - İki devlet arasındaki sınır

ŞERİF : Şerefli, kutsal - Soylu, temiz

SERKAN : Soylu kan, başkan

SERKUT : Mutlu, talihli

SERMA: Kış soğuğu

SERMET : Ebediyet, sonsuzluk

SERPİL: Gelişmek,büyümek.

SERPİN: Yağmur

SERRA: Rahatlık,kolaylık

SERTAÇ : Çok sevilen, sayılan

SERTAP (SERTAB): İnatçı anlamında

SERTUĞ : Baş tacı edilen.

SERVER : Başkan, reis

SEVAL: Severek al anlamında

SEVDA: Vurgunluk, tutkunluk, aşk; Heves, arzu, kuvvetli istek

SEVDEM: Sevginin en son demi

SEVEN: Bir başkasına sevgi duyan

SEVGİ: İnsanı bir şeye ya da bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu

SEVGÜL: Gül gibi sevilen.

SEVİL: Her zaman sevilen biri ol

SEVİM: Sevmek eylemi; Bir kişi ya da bir şeyde bulunan o kişi ya da şeyi başkalarına sevdiren özellik

SEVİNÇ: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku

ŞEVKET : Büyüklük, heybet

SEVTAP: Tapılacak kadar çok sevilen.

SEYLAN: Sel, akma, akış

SEYYAL: Akıcı, akışkan

SEZAİ : Uygun, yaraşan

SEZEN: Hisseden, sezgili

SEZER : Duyar, hisseder

SEZER: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsar

SEZGİ: Sezmek eyleminden sezgi; Sezme yeteneği

SEZGİN : Sezme yeteneği olan, duygulu, anlayışlı

SEZİN: Sezinleme işi, sezme. Duygulu,anlayışlı.

SİBEL: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası (Fransızca "si belle": öylesine güzel anlamında)

SILA: Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşmak; Doğup büyüdüğü ve özlediği yer; Bahşiş, hediye; Bağ

SİM: Gümüş gibi parlak ve beyaz

SİMA: Yüz, çehre

SİMAVİ : Yüzle, çehreyle ilgili

SİMGE: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretler

SİMİRNA: İzmir'in eski adı. Aynı zamanda Amazon savaşçılarının kraliçesinin adı.

SİNAN : Mızrak, süngü gibi silahların sivri ucu

SİNEM: Yüreğim, çok sevdiğim

SİTARE: Yıldız

SITKI : İç temizliğiyle, doğrulukla ilgili

SÖKMEN : Yiğitlere veilen san

SÖMER : Katışıksız güçlü

SONEDA: Nazlı olmaması temenni edilen

SONER : Son doğan yiğit

SONGUR : Şahin - Ağır, hantal

SONGÜZ: Kasım ayının halk arasındaki adı

SONYAZ: Sonbahar

SOYSAL : Uygar

SU: Canlıların yaşaması için en gerekli olan kokusu, rengi olmayan sıvı

SUAVİ : Değişmeyen - Kanıtlanmış

SÜHEYL : Kutlu, uğurlu

SÜHEYLA: Yumuşak ve iyi huylu,mütevazı kadın.

ŞÜKRÜ : Şükürle, minnettarlıkla ilgili

SÜLEYMAN : Saflık, temizlik

SÜMER : Mübarek, kutlu - Sevap kazanmış

SUMRU: Bir şeyin yüksek yeri, tepesi

SUNA: Boylu, poslu, yakışıklı. Yaban ördeği.

SÜNDÜS: Ham ipek,ipekli.

SURPERİ: Peri güzeli.

SÜSEN: Nisan-Haziran dönemlerinde açan güzel kokulu bir çiçek

SUZAN: Yakan,yakıcı.




T

TAÇNUR : Mutluluk

TAHA : Kuran'da bir sure adı.

TAHİRE : Gündoğusundan esen rüzgar

TAİBE : Tövbe eden, pişmanlık duyan

TALAY : Gereğinden çok.

TALHA : Güzellik

TALİA : Güzel, şirin

TALİHA : Rastlantıları düzenlediğine ve insanlara iyi veya kötü durumlar hazırladığına inanılan doğa üstü güç, şans, felek

TALİP : Arayan, isteyen - Alıcı müşteri

TAMAY : Dolunay

TAMAY : Dolunay, ayın on dördüncü

TAMER : Nitelikli, sayılan kişi

TAN : Güneş doğmadan önceki alaca karanlık, şafak zamanı

TANAY : Şafaktaki ay.

TANAY : Secde eden

TANBERK : Şafak çizgisi - Parlayan şimşek

TANER : Şafak gibi aydınlık yiğit

TANJU : Çinlilerin Türk hükümdarlarına verdiği ad

TANKUT : Kutlu, uğurlu sabah

TANSEL : Şafak seli, ışık seli

TANSELİ : Şafak vakti gelen sel

TANSU : Göğüsle ilgili

TANYEL : Katıksız, arı - Seçilmiş

TANYELİ : Tan vakti esen rüzgar

TARA : Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad

TARCAN : Ayrıcalıklı dost.

TARHAN : Oğuzlarda demirci ustası - Tüccarlar - Han ve komutan ünvanı

TARIK : Sabah yıldızı, Zühre, Venüs

TARKAN : İslam'dan önce Türklerin kullandığı vekil, vezir gibi san

TAŞKIN : Coşmuş, taşmış halde bulunan - Akarsuların taşması

TAYFUN : Okyanuslarda görülen fırtına

TAYFUR : Küçük bir kuş türü

TAYGÜN : Çocuk, torun

TAYKUT : Kutlu, uğurlu çocuk.

TAYLAN : Yakışıklı ve sırım gibi genç.

TAYLAN : Yakışıklı ve sırım gibi genç.

TAYYİBE : 1.İyi davranış. 2.Yatıştırıcı, hoşa giden söz

TEKAY : Eşi benzeri görülmemiş

TEKCAN : Değerli, eşsiz

TEKİN : Tek, eşsiz - Uyanık, tetikte

TENAY : Uygun, yakışan - Yetkili olan - Dine uygun hareket eden

TENDÜ : Öz, asıl

TENNUR : Yüksek, ulu

TEOMAN : Hun İmparatoru Mete'nin babası

TERCAN : Genç, delikanlı - Kırmızı buğday

TEVFİK : Uygun düşme, uyma - Başarma - Allah'ın yardımına ulaşma

TEZCAN : Telaşlı, heyecanlı

TİJEN : Taç, taçlar

TİLBE : Put - Güzel kadın

TİMUÇİN : Moğol İmparatoru Cengiz - Katı, sağlam demir

TİMUR : Demir - Türk-Moğol İmparatoru

TOLAY : 1.Cemaat. 2.Topluluk.

TOLGA : Savaşçıların

_________________
HAYAT birgündür, o da BUGÜNDÜR!
avatar
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 376
Tecrübe Puanı : 8510
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 03/11/09

http://matematikcisemanur.yetkinforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz